+ Yorum Gönder
Türk Dili ve Kullanımı ve Türkçe Dersi Forumunda Dilin İşlevleri Nelerdir - Dilin İşlevleri Örnekleri Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Mesport
    Moderators

    Dilin İşlevleri Nelerdir - Dilin İşlevleri Örnekleri








    Dilin İşlevleri Nelerdir

    Dilin İşlevleri Örnekleri


    DİLİN İŞLEVLERİ

    1.GÖNDERGESEL İŞLEV:

    2.HEYECANA BAĞLI İŞLEV:

    3. ALICIYI HAREKETE GEÇİRME İŞLEVİ:

    4.KANALI KONTROL İŞLEVİ:

    5.DİL ÖTESİ(ÜST DİL)İŞLEVİ:

    6.ŞİİRSEL(SANATSAL)İŞLEV:

    Bir iletinin iletisi kendisinde ise dil şiirsel işlevde kullanılmıştır. Dil bu işlevde kullanıldığında iletinin iletmek istediği husus, iletinin kendisindedir. Bu durumda ileti, kendi dışında herhangi bir şeyi ifade etmez, yansıtmaz. Obje iletinin kendisidir. Örneğin dilin şiirsel işlevde kullanıldığı metinler olan lirik anlatılarda ve
    şiirlerde şiirin amacı o şiirin kendisidir. Şiirsel metinler, kendinden başka bir şeyi ifade etmeye ihtiyaç duymaz, bir şiir sadece şiir olduğu için önemli ve anlamlıdır, yani şiirin gerçeği, şiirin kendisidir. Dilin şiirsel işleviyle kullanıldığı metinlerde gönderici alıcıda hissettirmek istediği etkileri uyandırmak için, dili istediği gibi kullanır, yani kendi özgün üslubunu oluşturmak için bir anlamda dili yeniden yaratır. Edebi sanatlardan, karşılaştırmalardan, çağrışım gücü yüksek sözcüklerden yararlanarak imgeler oluşturur, sözcükleri daha çok yan ve mecaz anlamlarda kullanır. Edebi metinlerde dil şiirsel işlevde kullanılır.

    Dil ve konuşabilme yeteneği, insanoğluna yaratılışıyla birlikte bağışlanmış ve onu diğer canlılar üzerinde üstün kılmış en önemli özelliklerinden birisidir. İnsan adı verilen bu canlı türünün en üstün özelliği düşünebilmesi ve muhakeme edebilmesidir. Dil-düşünce ilişkisi ise, yüzyıllardan beri araştırılan bir konudur. Kimi dilbilimcilere göre, dil, düşüncenin evidir. Diğer bir söyleyişle, düşünce ancak dille oluşur ve yine dil sayesinde dış dünyaya aktarılır. Çok yeni sayılabilecek bir bakış açısına göre ise, adlandırma ve kavramlar olmadan düşünce üretilemez. Öyle anlaşılıyor ki insanı insan yapan bu iki temel özelliği, birbiriyle yakından ilgilidir.

    Dil, bireye düşünce üretebilme, düşüncelerini dışa vurma, bilgi edinme, geçmişini hatırlama, gününü yaşama, geleceğine yön verme, kişiliğini kazanma, hayatını sürdürme gibi daha pek çok açıdan yardımcı olmaktadır. Bu yönüyle dil, daha çok bireyseldir. Çünkü, kişiliğimiz biraz da dilimizle kazanılır ve kişiliğimiz aslında dilimizde gizlidir. Dil, ferdî ve millî kişilik ve kimliğimizi bünyesinde barındırır. Dil, hayatın her safhasını kapsayan, her an onun içinde yaşadığımız genişçe bir dünyadır. Kısacası, dil, aslında hayatın kendisidir.

    İnsanoğlu, toplu hâlde yaşamaya mecbur ve muhtaç olan bir canlı türüdür. Hiçbir insan tek başına yaşayamaz. İnsanların bir arada yaşayabilmeleri için, aralarında birtakım ortak özelliklerin bulunması gerekir. İnsanları bir araya getirip aralarında ortak duygusal bağlar kuran vasıtalardan birisi de dildir. Dilin insanlar arasında iletişimi sağlaması, onun çok küçük bir yönünü ifade etmektedir. Dil, asla mekanik değil, duygusal bir iletişim aracıdır. Dilin asıl işlevi, insanlar arasında doğal, duygusal ve ruhsal bağlar kurmasıdır.

    Böylelikle diller, insan topluluklarını birbirlerine yaklaştırarak millet adı verilen sosyal kurumun oluşmasına zemin hazırlarlar. Bu yönüyle dil, milleti oluşturan bireyler arasında tam bir birleştirici unsur görevini üstlenir. Onları duygu, düşünce, hayal ve en önemlisi dış dünyayı algılama açısından birbirine yaklaştırır. Dil sayesinde ortak duygu, düşünce ve ideallere sahip olan bireyler arasında, aynı zamanda ortak bir şuur da oluşur. Bu şuur ferdî şuurun çok ötesinde millî bir şuurdur. Millî şuur ise, bir milleti ayakta tutan, geçmişini hatırlatan, değerlerini bugüne taşıyan, bugününü en güzel şekilde yaşatan ve bütün bunları kapsayacak şekilde geleceğe yön veren hareketlerin bütünüdür.

    İleti, dilin göndergeyi olduğu gibi ifade etmesi amacıyla düzenlenerek oluşturulmuşsa dilin göndergesel işlevde; ileti, göndericinin iletinin konusu karşısındaki duygu ve heyecanlarını dile getirme amacıyla oluşturulmuşsa dilin heyecana bağlı işlevde; ileti, alıcıyı harekete geçirmek üzere düzenlenmişse dilin alıcıyı harekete geçirme işlevinde; ileti, kanalın iletiyi iletmeye uygun olup olmadığını öğrenmek amacıyla düzenlenmişse kanalı kontrol işlevinde; ileti, dille ilgili bilgiler vermek üzere düzenlenmişse dil ötesi işlevde ve iletinin iletisi kendinde ise dilin şiirsel işlevinde (Poetik) kullanıldığı vurgulanır. Edebî metinlerde, şiirsel işlevinin hakimiyetinde dilin diğer işlevlerinin de kullanıldığı belirtilir. Bazı metinlerde, birkaç işlevin birlikte kullanılabileceği sezdirilir. Dil şiirsel işlevinde kullanıldığında iletinin iletmek istediği husus, iletinin kendisinde aranmalıdır. Bu durumda ileti kendi dışında herhangi bir şeyi, herhangi bir olguyu ifade etmez, yansıtmaz. Obje iletinin kendisidir. Ancak bu, iletinin insandan, hayattan ve yaşanılan dünyadan soyutlanması değildir. Burada sanata özgü gerçeklik vurgulanmalıdır.








  2. FERAY
    Devamlı Üye





    Dilin Temel İşlevleri

    Dilin işlevlerinin ne olduğu, başka bir anlatımla dilin gördüğü iş, uzun yıllar dil felsefecilerinin, dille uğraşan insanbilimcilerin ve dilbilimcilerin ilgisini çekmiştir; günümüzde de bu ilginin yoğun bir biçimde sürdüğünü görmekteyiz
    Dilsel işlev konusu elbette, en başta, dilin niteliğiyle ilgili bir sorundur Dilin ne olduğu, neyi içerdiği, neyi simgelediği bilinmeden ne iş gördüğü anlaşılamaz Antik çağda dilin kökenine ilişkin düşüncelerin kaynağında da bu arayış vardır, ama bu arayışta dilin niteliği daha çok felsefe açısından irdelendiğinden, işlev konusu bir ölçüde gölgede kalmış, daha doğrusu örtülü bir biçimde ele alınmıştır

    Port-Royal dilbilgisi uzmanlarına göre dil ‘insanlara düşüncelerini başkalarına iletme olanağı vermek için’ yaratılmıştır Bu iletişimi sağlamak için ‘söz düşüncenin bir imgesini oluşturmak durumundadır’, bu bakımdan dilbilgisel yapılar düşünce yapılarını örnek alır (Ducrot/Todorov) Hum-boldt ise dilin yalnız bir iletişim aracı değil, dili kullananların ‘anlığının ve dünya görüşlerinin’ bir anlatımı olduğunu öne sürer Humboldt’a göre toplumsal yaşam dilin gelişmesi için çok önemlidir ama tek etken ve dilin tek ereği değildir Bu bakımdan Humboldt ta dilin, özde ‘düşüncenin simgelenmesi’ olduğunu kabul eder

    Dilin işlevlerine ilişkin ilk dizgesel düşünceyi Bühler’de (1934) buluyoruz Bühler’in sınıflaması söz ediminin içerdiği üç temel bileşenin çözümlenmesine dayanmaktadır: konuşucu, dinleyen ve sözcenin kullanıldığı durum (ya da bağlam) Sözcenin bu üç bileşenden birine ya da ötekine ağırlık vermesine göre, sözcenin temel işlevi anlatımsal (expressive), seslenrneli (vocative) ya da betimseldir Ancak Lyons’un belirttiği gibi Bükler ve onu izleyenler konu ile ilgili iki nokta üzerinde durmuşlardır Önce yapı ile işlev arasında birebir bir örtüşme yoktur Başka bir deyişle, anlatımsal işlev yalnızca birinci kişi özne bulunan sözcelere özgü bir işlev değildir; bunun gibi, seslenme işlevi yalnızca ikinci kişi öznelerle yerine getirilmez Bundan da önemlisi tek işlevi olan sözceler çok azdır; sözcelerin çoğu birden çok işlevi yerine getirir (Sözgelimi, ‘Biraz sonra geliyorum’ sözcesi konuşana ilişkin bilgi verdiğinden anlatımsal olduğu ölçüde, dinleyene seslendiği için de seslenme işlevini de içermektedir Ancak birincil olarak anlatımsaldır)

    Bühler’in ardından Prag dilbilim okulunun işlevselciliğe yeni boyutlar getirdiği kabul edilmektedir Burada işlevselcilik daha çok sesbilgisine ve dizisel öğelere dayanmakla birlikte, bu okulun üyelerinden Roman Jakobson’un dilsel işlev konusundaki görüşleri günümüzde aşılabilmiş değildir Biz de bu yazı da Jakobson‘un modeline bağlı kalarak dilsel işlev konusuna Türkçeden örneklerle açıklık getirmek ve daha sonra bu modelden ayrılan görüşleri kısaca sunmak istiyoruz

    Jakobson, Bühler’in modelini değiştirip geliştirirken ‘herhangi bir dil olayındaki dilsel bildirim ediminde bulunan kurucu öğeleri’ gözden geçirerek işe başlar Jakobson’a göre dilsel bildirişimde altı temel öğe vardır : konuşucu, dinleyici, bağlam, bildiri, bağlantı ve düzgü İşte sözcenin bu altı öğeden birini odak noktası yapmasına göre dilsel bildirişimde altı işlevden söz edilebilir; bunlar sırasıyla duyusal, çağrısal, göndergesel, şiirsel, ilişkisel ve üstdilsel işlevlerdir Şöyle bir tablo çıkıyor ortaya :

    Sözcenin öğeleri Dilsel işlev
    konuşucu

    dinleyici

    bağlam

    bildiri

    bağlantı

    düzgü
    duyusal (anlatımsal)

    çağrısal

    göndergesel

    şiirsel

    ilişkisel

    üstdilsel





  3. Zühre
    Devamlı Üye
    Dilin İşlevleri

    Edebiyatta bir yazarın kullandığı dil ile bir bilim adamının kullandığı dil farklılık göstermektedir. Çünkü bu iki insanın yazı yazma amaçları farklıdır. Bir yazar kurgusal, edebi, sosyal konularda yazı yazarken diğeri bilimsel gerçeklikleri akademik bir dille yazma amacı gütmektedir. Yani dili farklı işlevleriyle kullanmış olurlar. Dilin işlevi, insanın onu kullandığı şekillere göre farklılık gösterir. Dilin işlevleri kısaca şunlardır:

    Göndergesel İşlev

    Bilgi vermek amacıyla kullanılır. Bilginin doğrudan alıcıya gönderilmesi gerekir. Dil, yalın haliyle ve anlaşılır şekilde kullanılır. Ders kitapları, ansiklopediler ve bunun gibi öğretici metinler göndergesel işlev kullanılarak yazılır. Örneğin: “Topkapı Sarayı, günümüze ulaşabilen en eski saraylardan bir tanesidir. 400 yıl önce yapılmış saray Zeytinburnu sırtlarında uzanmaktadır.” dersek görüldüğü gibi dili, sanatsız bir ifadeyle sadece bilgi verme amaçlı kullanmış oluruz.

    Heyecana Bağlı İşlev

    Ünlem cümleleri heyecana bağlı işlevi ifade eder. Bir kişinin ifade ettiği bir şeyi yoğun bir duygu selinde anlatmasıyla kullanılır. Dilde öznellik söz konusudur. Genellikle mektuplar, şiirler ve bunun gibi sanatsal metinlerde de sıklıkla kullanılır. “Ey Türk istikbalinin evladı!” şeklinde başlayan bir ünlem cümlesinde heyecana bağlı işlev kullanılmıştır.

    Sanatsal İşlev

    Mecaz anlatımın kullanıldığı işlevdir. Bu işlevi kullanırken amaç, karşıdaki kişiyi bilgilendirmek değildir. Amaç, onda farklı duygular uyandırmaktır. Mesela bir şiirde imgesel anlatımlar, mecazlar kullanılması, benzetmeler yapılması sanatsal işlevin kullanıldığı anlamına gelir. Bu işlevde somut bir gerçeklik yerine sanatta kullanılan soyut bir gerçeklik söz konusudur. Özellikle divan şiirlerinde sanatsal işlevin kullanıldığını görürüz.

    “Sen böyle kederden taştığın akşam// Derim dudağında şarkı ben olsam// Gözlerinde damla, içinde gam Eriyen renk olsam yanaklarında.” dizelerinde kullanılan mecaz ve benzetmelere bakarak dilin sanatsal işlevde kullanıldığını anlayabiliriz.


    Alıcıyı Harekete Geçirme İşlevi

    Bu işlevin kullanılmasında temel amaç, karşıdaki kişi veya kişilerde bir algı, bir hareket isteği uyandırmaktır. Reklam panolarında, siyasi metinlerde, broşürlerde kullanılan bu işlev, insanlarda bir hareket hissi uyandırdığı için daha fazla tercih edilir.

    Çok basit bir örnek vermek gerekirse otobüste bir yolcunun diğer yolculara “Arkaya doğru ilerleyelim.” demesi de bir alıcıyı harekete geçirme örneği olabilir.

    Dil Ötesi İşlev

    Dilin kullanımındaki gramer kuralları hakkında bilgi vermek amacıyla kullanılan işlevdir.

    “Fiillerin üç temel özelliği vardır: Fiiller iş hareket, oluş bildirir; mastar eklerini (-mek, -mak) alır, kip eklerini alır.”

    Yukarıdaki cümlede bir dil kuralında bahsedildiği için kullanılan dil, dil ötesi işlevdir.

    Kanalı Kontrol İşlevi

    Karşıdaki kişi veya kişilerle iletişim kurmadan önce, iletişimin sağlıklı olup olmadığının anlaşılması amacıyla uygulanan dil işlevlerinden birisidir. Amaç, doğru iletişimi sağlamaktır. Bir öğrencinin “Arkadaşlar, sesimi duyuyor musunuz?” sorusu bir kanal kontrol işlevidir. Burada kişi, arkadaşlarına seslenmeden önce onların onu duyup duymadığını denetlemek istemektedir ve bu işlevi kullanır.





+ Yorum Gönder


Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
dilin işlevleri nelerdir,  dilin işlevlerine örnekler,  dilin işlevleri,  yhs-ddc_bd