+ Yorum Gönder
Her Telden Eğitim Konuları ve Ödev ve Tezler Forumunda Anlatım Teknikleri Ile Ilgili Öss De Çıkmış Sorular Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Anlatım Teknikleri Ile Ilgili Öss De Çıkmış Sorular









  2. FERAY
    Devamlı Üye





    Anlatım Teknikleri Ile Ilgili Öss De Çıkmış Soru Örnekleri

    1.“İyi bir cümlede gereksiz sözcük bulunmaz. Bunu şöyle anlayabiliriz: Bir sözcüğü attığımızda cümlenin anlam ve anlatımında bir daralma oluyorsa o sözcük gerekli olmuyorsa gereksizdir.”

    Bu ölçüte göre aşağıdakilerden hangisi iyi bir cümle değildir?

    A) Neşeli sağlıklı şen bir görünüşü vardı.

    B) Yağmur sabaha değin aralıksız yağdı.

    C) Bütün gün tarlada hiç ara vermeden çalıştık.

    D) Doğadaki canlılar üzerinde sayısız inceleme yapıldı.

    E) Ormanların iklim üzerindeki etkisi anlatıldı.

    (1981 - ÖSS)

    Açıklama bölümünde gereksiz sözcüğün ne olduğu anlatılıyor. Bir sözcük cümlede başka bir sözcükle ifade edilmediği sürece gereklidir.Gereksiz sözcük değişik biçimlerde karşımıza çıkar.

    1. Eş anlamlı sözcüklerle ortaya çıkar.

    “Öğüt ve nasihatlere pek kulak vermez.” derken “öğüt” ve “nasihat” eş anlamlıdır. Birisi atılabilir.

    2. Bir sözcüğün anlamı içinde görülür:

    “Onunla aynı yaşıt olduğumu biliyorum.” derken zaten “yaşıt” aynı yaşta demektir. “Aynı” sözü gereksizdir.

    3. Eklerle ortaya çıkar: “Benim romanlarım şiirlerimden değerlidir.” derken romanlarım sözündeki iyelik eki onların bana ait olduğunu gösterir; “benim” sözü atılabilir.

    Soruya dönersek A’da “neşeli” ve “şen” sözcüklerinin eş anlamlı olduğunu görürüz. Gereksiz sözcük kullanıldığından bu cümle iyi bir cümle değildir.

    Diğerlerine kısaca bakacak olursak B’de “sabaha değin” ve “aralıksız” sözcüklerini görürüz. Aynı anlamda gibi ancak sabaha değin kısa aralıklarla yağmış olabilirdi. C’de “bütün gün” “hiç ara vermeden” yerine “sadece yemek araları vererek” de diyebilirdi. Demek ki farklı bir anlamı var. D ve E seçeneklerinde çeldirici yok.

    Cevap A

    2.“Sınıfa girer girmez insanı düşündüren ilginç sorular

    I

    başlar. Çocukların düşüncelerine önem verince

    şaşırtıcı sorular peş peşe gelir. Bir anda büyür o

    II III

    küçücük çocuklar mantıkları ile kocaman olurlar.”

    IV V

    Yukarıdaki parçada altı çizilmiş sözlerden bulunduğu yere göre anlamca en gerekli olanı hangisidir?
    A) I B) II C) III D) IV E) V

    (1982 - ÖSS)

    Bir sözün cümlede en gerekli durumda bulunması onun anlamca yerini tutan başka bir sözün cümlede bulunmaması demektir. Buna göre cümleleri inceleyelim. “İlginç sorular” zaten insanı düşündüreceğinden (I) gereksizdir. Yine ilginç olması insanı şaşırtacağından (II) de gereksizdir. “Kocaman olur” sözünden “küçücük” çocukların “büyüdükleri” de bellidir. Öyleyse (III) ve (IV) atılabilir. Cümlede “mantıkları ile” sözünü karşılayacak başka bir söz olmadığından (V) cümlede en gerekli unsurdur.
    Cevap E

    3.“Hiçbiri - Ali Suavi’den başka - ülkede bir ayaklanmayı düşünmemiş Padişaha bağlılığı kutsal bir görev saymıştır.”

    Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak belirtilmiştir?

    A) İkinci cümleciğin yükleminde özneyle uyum sağlanmamıştır.

    B) Birinci cümlecikteki arasöz gereken biçimde düzenlenmemiştir.

    C) Birinci cümleciğin yükleminde özneyle uyum sağlanmamıştır.

    D) Birinci cümlecikteki yüklemin sonuna “- dir” eki getirilmemiştir.

    E) Her iki cümleciğin yüklemleri arasında olumluluk olumsuzluk bakımından uyum sağlanmamıştır.

    (1982 - ÖSS)

    Cümleyi incelediğimizde iki ayrı cümle bulunduğunu görürüz. Bu tür cümlelerde ortak kullanılan öğelere dikkat edilmelidir. “Düşünmemiş” yükleminin ve “görev saymıştır” yükleminin ortak öğesi öznedir; çünkü görev sayanla düşünmeyenler aynı kişiler. Cümlede özne ise “hiçbiri” sözcüğüdür. Bu sözcük özne olduğunda yüklem daima olumsuz çekimlenir. Buna göre bakarsak birinci yüklem olumsuz olduğu halde ikinci yüklem olumludur. Dolayısıyla ikinci cümlenin yükleminde özneyle uyum sağlanmamıştır.
    Cevap A

    4.“Genç saçlarına ak düşmemiş şiirimize hikâ-yeciliğimize taptaze bir hava getiren isimlerdi bu saydıklarım.”

    Bu cümlede hangi sözcükten sonra virgül () konursa anlam karışıklığı giderilmiş olur?

    A) genç B) saçlarına

    C) hikâyeciliğimize D) getire

    E) bu

    (1982 - ÖSS)

    Cümlede virgül “genç” sözünden sonra konmalıdır. Çünkü virgül olmadığında sanki “genç” olan saçlarmış gibi bir anlam çıkıyor. Bunu virgülle önleyip genç olanın “isimler” olduğunu belirginleştirebiliriz.
    Cevap A

    5.“Yazar bu özü birtakım ilkelerden hazır formüllerden yola çıkarak değilsomut gerçeklerden yaşanmış deneyimlerden yola çıkarak yeniden buluyor.”

    Bu cümlede geçen kelimelerden hangileri atıldığında cümlenin anlamında hiçbir daralma olmaz?

    A) bu - yeniden

    B) ilkelerden - somut

    C) birtakım - değil

    D) yazar - gerçeklerden

    E) hazır - yaşanmış

    (1983 - ÖSS)

    Cümlede bir sözün anlamı içinde bulunan başka bir sözü kullanmak gereksiz sözcük kullanımına girer. Cümlede de buna benzer sözler vardır. Örneğin “formül” zaten hazır hale gelmiş sembollerdir. Öyleyse “hazır” demeye gerek yok. “Deneyim” belli yaşantılardan sonra edinilen durumdur. Dolayısıyla “yaşanmış” sözü de gereksizdir. Bunlar cümleden atılabilir.
    Cevap E

    6.Aşağıdaki cümlelerin hangisindeki altı çizili kelime çıkarılırsa cümlenin anlamı değişmez?

    A) Ortaklar arasındaki mevcut ikiliği giderdik.

    B) Parkın içindeki kurumuş ağaçları kestik.

    C) Yokuşun dibindeki ahşap eve taşındık.

    D) Babamla birlikte evdeki eski eşyaları dışarı taşıdık.

    E) Gölün kıyısındaki yaşlı çınar ağaçlarının altına koştuk.

    (1983 - ÖSS)

    A’daki “mevcut” sözünü çıkarırsak değişmez. Çünkü “ortaklar arasında” sözü ikiliğin mevcut olduğunu gösteriyor zaten. Diğerlerindeki sıfatlar isimlerin ayırıcı vasıflarını belirttiğinden cümleden çıkarılamaz.
    Cevap A

    7. Aşağıdakilerden hangisi dil ve anlatım yönünden yanlıştır?

    A) Yayınevinin çıkardığı bütün romanları alıyorum okuyorum.

    B) Bu koşullar içinde pek çok sanatçı olduğunu duyuyorum görüyorum.

    C) Bu konuda söylenenlere inanıyor her yerde öne sürüyordu.

    D) Geçen ay yayımlanan aylık dergilerin birinde okudum gördüm.

    E) Erken yatıp erken kalkmanın yararına inanırdı herkesi de inandırırdı.

    (1983 - ÖSS)

    Cümlelere baktığımızda sıralı cümlelerin bulunduğunu görüyoruz. Böyle cümlelerde ortak öğelere dikkat edilmelidir. Çünkü aynı öğeyi her fiil aynı eklerle almaz. Örneğin “Resimlere baktı bana verdi” cümlesinde bakılan şeyle geri verilen şey resimlerdir. Ancak “baktı” sözcüğü “resimlere” şeklinde aldığı halde bu öğeyi verdi sözcüğü almaz yani “resimlere bana verdi” denmez. Öyleyse biz bu öğeyi “vermek” fiiline uyduralım. Sözcük “resimleri bana verdi” şeklinde “-i’’ hal eki alacaktır. Kısaca her fiil öğeleri uygun eklerle almalıdır. Buna göre seçeneklere baktığımızda C’de “söylenenlere inanıyor” denmiş diğer cümlede ise “her yerde öne sürüyor” denmiş; “Neyi her yerde öne sürüyor?” diye sorarsak “bu konuda söylenenleri” cevabı gelecektir. Oysa cümlede böyle bir nesne yoktur. Dolayısıyla cümle “onları her yerde öne sürüyordu.” şeklinde nesne ilavesiyle düzeltilmelidir.
    Cevap C

    8.“Cansız varlıkların ya da soyut kavramların çoğulları özne olduğunda bunların yüklemleri tekil olur.

    Aşağıdakilerden hangisinde bu kurala uyulmamıştır?

    A) Köylüler uzaktan uzağa bağrıştılar.

    B) Dağlar gün batımına doğru kızıllaştı.

    C) ***sörler yaman dövüştüler.

    D) Bu düşünceler geçerliliğini çoktan yitirdi.

    E) Bu tür duygular gözlerimi yaşartırlar.

    (1983 - ÖSS)

    A ve B’de özne insandır. B ve D’de cansız varlık ve soyut kavramdır yüklemleri tekil olduğundan kurala uygundur. E’de ise “duygular” soyut bir kavramdır buna rağmen yüklem çoğul eki almıştır. “Yaşartırlar” değil “yaşartır” olacaktır.
    Cevap E

    9. “Aldığı şehirlere Türkleri yerleştirmek suretiyle Türkleştirdi.” cümlesindeki anlatım pürüzü nasıl giderilebilir?
    A) “şehirlere” yerine “şehirlerde” kelimesini getirerek

    B) “Türkleştirdi” den önce “insanları” kelimesini ekleyerek

    C) “yerleştirmek suretiyle” yerine “yerleştirerek” kelimesini getirerek

    D) “Türkleştirdi” yerine “Türkleştirildi” kelimesini ekleyerek

    E) “Türkleştirdi”den önce “oraları” kelimesini ekleyerek

    (1984 - ÖSS)

    Cümledeki “Türkleştirdi” yüklemine “Nereyi Türkleştirdi?” sorusunu sorarsak “şehirleri” cevabı gelir. Oysa “şehirler” sözü cümlede “-e” ekini almış. Dolayısıyla cümlenin nesnesi yoktur. Bu ekliği gidermek için cümleye şehirlerin yerine geçecek bir nesne getirilmelidir. Bu ise “oraları” zamiri olacaktır. B’deki “insanları” sözü de nesnedir. Ancak cümlede kişilerden değil “şehirlerden” söz edilmiş.
    Cevap E

    10. Aşağıdaki cümlelerin hangisindeki “daha” kelimesi çıkarılınca cümlenin anlamında daralma olur?

    A) İstiyorsanız bir defa daha anlatayım.

    B) Bilmiyorum ben göreve daha yeni başladım.

    C) Bekle Müdür bey daha gelmedi.

    D) O zamanlar bu yol şimdikinden daha kötüydü.

    E) Görünüşüne bakma daha altı yaşına yeni girdi.

    (1984 - ÖSS)


    A’daki “daha” sözü çıkarılırsa cümlenin anlamı daralır. Çünkü “daha” cümleye önceden de ‘’anlatma’’ işinin yapıldığı anlamını veriyor. Eğer çıkarırsak anlatma işi bir kez yapılmış olacak.
    Cevap A





+ Yorum Gönder


Hızlı Cevap Hızlı Cevap


: